dummy

Travma ve sonrası: Travmatik olaylar yaşamımızı nasıl etkiler?

Normal insan yaşantısının dışında olan ve herkeste fark edilir düzeyde stres yaratan olaylar travmatik olaylardır. Travmatik yaşam olayı, bireyin baş edebilme yeteneğini aşan, yaşamını tehdit eden olaydır. Bu olaylar bireyin yaşamına, vücut bütünlüğüne, en sevdikleri ya da yakınlarına yönelik ya da inanılan değerlere yönelik de olabilmektedir. Travmatik olaylar önceden tahmin edilemezler ve kişiler olacaklara hazır değildir. Olaylar üzerinde kontrol gücü ya yok ya da çok azdır ve artık bireyler her an her şeyin olabileceğini düşünürler. Yaşama dair beklentiler sarsılabilir, umutsuzluk olabilir. “Bana bir şey olmaz” söylemlerinin de bir hükmü kalmaz.

dummydummy

Travmatik yaşam olayı ile birlikte bireylerde aşağıda görüleceği üzere hayal kırıklığının da eşlik ettiği durumlar yaşanmaktadır:

  • Terk edilmişlik, yalnız bırakılmışlık ve kırgınlık duyguları
  • Alınabilecek desteğin sınırlılığı ve kayıpların tüm gerçekliğiyle fark edilmesi
  • Tükenmişlik halinin giderek artması, sağlık sorunlarının ortaya çıkması
  • Toplumun diğer kesimlerine karşı yabancılaşma
  • Motivasyon kaybı
  • Maddi sıkıntılar ve beraberinde çatışmalar, belki gruplaşmalar
  • Toplumsal dayanışma ve desteğin azımsanması

Bununla birlikte koruyucu olduğu düşünülen kaynaklar vardır. Bunlar ise;

  • Psikolojik sağlamlık
  • Kişisel geçmiş
  • Kişilik
  • Önceki travmatik deneyimler
  • Destek mekanizmaları/kaynakları olarak belirlenmiştir.

Travmatik yaşantısı olan her bireyde psikopataloji gelişmesi beklenmemektedir. Bunu biraz da bireyin psikolojik sağlamlığı belirlemektedir. İlaveten, bireyler stresli olaylarla karşılaştıklarında kendilerince ürettikleri bazı bilişsel ve davranışsal çabalar olabilmektedir. Bu durum onların stresle başa çıkabilme biçimlerini ortaya koymaktadır.

Bu biçimler, stres kaynaklarını değiştirme, esnek olabilme ya da kaçınma gibi kendini göstermektedir. Birey kendini iyi hissettiren uygun davranış biçimleri geliştirir, kötü hissettiren olayları ise engelleyen tepkiler verir. Stresle başa çıkma biçimlerini birey iki şekilde uygulayabilmektedir. Bunlardan birisi problem odaklı, diğeri ise duygu odaklıdır.

  • Problem odaklı başa çıkma; anlaşmazlıkları çözümleme, destek alma, amaç oluşturma ve zamanı programlama ve uygun kullanma ve karar verme gibi aşamaları içermektedir.
  • Duygu odaklı stresle başa çıkma ise olumsuz duyguları ortadan kaldırmayı hedefleyen ve durumdan uzaklaşmak gibi eğilimleri olan bir stresle başa çıkma yöntemidir. 

Stresle başa çıkma biçimleri bireysel farklılıklar, sosyal beceri ve ilişkinin varlığı gibi kaynaklardan etkilenmektedir. Stresle başa çıkma mekanizmalarının etkin kullanılması bireylerde travma sonrası yaşanabilecek olası psikolojik rahatsızlıkları önleyici olabilmektedir.

İlginizi çekebilir: Yaşamımızı belirleyen temalar: Yaşam gücünüz hangi temanın etkisi altında?

İdil Arasan Doğan: İstanbul doğumlu olan Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programı ile başladığı akademik yaşamını Psikoloji Doktora Programı ile sürdürmektedir. Yüksek Lisans Bitirme Tezini, Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ danışmanlığında "Alzheimer Hastaları Bakım Veren İyi Oluş Psikoeğitim Programının Bakım Verenlerin Tükenmişlik Sendromu Üzerine Etkisi" konusunda vermiştir. Üsküdar Üniversitesi Anne & Bebek Ruh Sağlığı Merkezi ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır. Akademik çalışmalarına; geriatri, anne & bebek ruh sağlığı, kişilerarası ilişkiler, pozitif psikoloji bağlamında devam etmekle birlikte özellikle yaşlanma, demans; Alzheimer, kişilerarası ilişkiler alanlarında yoğunlaşmıştır. Yapılandırmış olduğu "Hasta Yakınları İyi Oluş Programı"nı Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde 3 yıl boyunca uygulamıştır ve halen aynı merkezde ayda 1 kez olmak üzere "Hasta Yakını Destek Programı"nı yürütmektedir.
İlgili Makale
whatsapp