X

Aklınızın nasıl işleyebildiğine şaşıp kalacağınız 10 sanrısal bozukluk örneği

Her yıl yaklaşık 20 Japon turistin, Paris’e gelip umduklarını bulamadıkları için psikolojik çöküş yaşadığını, hatta hastaneye yatırılacak duruma geldiklerini biliyor muydunuz?

Psikolojide sanrısal bozukluk olarak adlandırılan rahatsızlıkta delüzyon, hezeyan ya da paranoya olarak adlandırılan sanrılar görülür. Bu sanrılar çok farklı tür, süre ve sıklıkta karşımıza çıkabilir. Geçici ataklar şeklinde gelip giden sanrılardan, tedavi edilmesi imkansız akıl hastalıklarına pek çok farklı şiddette de görülebilirler. Hepsinin ortak noktası ise tektir: Gerçeklikten kopmuş olmak.

Gerçeklikten koptuğunuzu hissettiğiniz zamanlar hiç oldu mu?

En garip sanrısal bozukluklar

Psikolojik rahatsızlıkların eğlenceli bir yanı yok elbette. Ancak bazı sanrılar o kadar şaşırtıcı ve ilginç ki, bir kahve molasında okunacaklar arasına rahatça girebilirler. Sanrısal bozukluklardan en garip 10 tanesini sizler için listeledik:

1. Alice Harikalar Diyarında sendromu

Adını Lewis Carroll’un dünyaca ünlü romanından alan Alice Harikalar Diyarı’nda sendromu, kişinin zaman ve mekana dair algısını çarpıtmasıyla bilinir. Bu sanrıya sahip kişiler ne kadar zaman geçtiğini tahlil etmekte, nesnelerin boyutlarını kestirmekte zorluk yaşarlar. Örneğin bazı nesnelerin olduğundan büyük ya da küçük olduğunu düşünürler. Bu sendroma sahip hastaların çoğunlukla migrenden muzdarip olması, sanrıların migren ataklarıyla gelip gittiğini düşündürür.

2. Cotard sendromu

“Yürüyen Ceset Sendromu” olarak da bilinen Cotard’s sendromundan muzdarip birey ölmüş ya da iç organlarını kaybetmiş olduğuna inanır. Kendi gerçekliğinden şüphe ettiği için insanlardan da uzaklaşır, ölü olduğu inancıyla bedenine de gereken ilgiyi göstermez. Cotard genelde şizofreni tanısı almış insanlarda gözlemlenir.

3. Paris sendromu

Tüm sanrısal bozukluklar içinde belki de en az ciddiye alınan ama en az diğerleri kadar gerçek olan bir rahatsızlık da Paris sendromu. Paris’i ziyaret eden turistlerin, şehrin devasa beklentilerini karşılayamaması sonucu yaşadıkları yıkımın halüsinasyon, endişe gibi semptomlarla ortaya çıkması anlamına gelir. Kültür şoku deyip geçtiğimiz olgunun bu denli kuvvetli olması ve insanları hastaneye yatıracak çöküşler yaratması oldukça ilginç.

Paris’i ziyaret eden turistlerin, şehrin devasa beklentilerini karşılayamaması sonucu yaşadıkları yıkım Paris sendromuna yol açabilir.

İlginizi çekebilir: Psikolojik hastalıkların en ilginci “şehir sendromları”: Bu ne biçim Eyfel!Psikolojik hastalıkların en ilginci “

4. Kudüs sendromu

Kudüs’ü ziyaret eden turistlerin şehre takıntı denebilecek şiddet ve ciddiyetle bağlanmaları sonucu oluşan, obsesif kompülsif bozukluğa benzer belirtiler gösteren rahatsızlıktır. Yerel kıyafetleri giymekte ısrar etmek, ilahiler mırıldanmayı alışkanlık haline getirmek, İncil’den bölümler seslendirmek ve hatta halk arasında vaaz vermeye kalkmak gibi sonuçları vardır. Yılda yaklaşık 40 kişinin Kudüs sendromuyla hastaneye başvurduğu bildirilmiştir.

5. Capgras sanrıları

Adını Fransız hekim Joseph Capgras’dan alan ve nörolojik açıdan Cotard’a benzeyen Capgras sanrısı, kişinin yakınındaki birinin aslında o olmadığını, yerine başkasının geçtiğini düşünmesidir. Sıklıkla şizofreni ile ilişkilendirilmekle beraber, beyin hasarı ve demans ile de ilgili olabileceği düşünülür.

6. Folie à deux

Bir psikolojik rahatsızlıktan ziyade Fransız sinemasının bir örneği gibi tınlayan folie à deux, “iki kişi tarafından paylaşılan çılgınlık / delilik” şeklinde çevrilebilir. Beraber ya da birbirine yakın yaşayan ve birlikte çok zaman geçiren insanların aynı sanrıları görmesi anlamına gelir.

7. Düşünce yerleştirme

Kişinin, düşüncelerinin kendisine ait olmadığı, başkası tarafından empoze edildiği hatta beynine yerleştirildiği sanrısıdır. Kaynağını bilemediği düşünceleri yadırgayan birey, bunlardan ötürü sürekli bir huzursuzluk duymaktan kendini alamaz. Yine şizofreni ile ilişkilendirilen bir rahatsızlıktır.

8. Othello sendromu

Adını Shakespeare’in ünlü eseri Othello’dan alan sendrom, partnerinin kendisini aldattığına yönelik nedensiz, kanıtsız ve sürekli bir paranoya halidir. Geçici bir kıskançlıktan farklı olarak bir takıntı halini alan bu paranoya ve sanrılar, partnerini takip etme, sorgulama ve hatta şiddete başvurma gibi daha büyük problemlere gebe olabilir.

9. Ekbom sendromu

Ekbom sendromu, hipokondrinin en sevimsiz formlarından biri olup, bireyin vücudunu parazit ve asalakların sardığını sanmasına neden olan bir sanrısal bozukluktur. Bu durumdaki bireyler genelde böcek ilaçlama servislerine ya da dermatologlara başvururlar; oysa asıl görünmeleri gereken yer psikolog ve psikiyatrlardır.

10. Klinik likantrofi

Kişinin bir hayvana dönüştüğü ya da dönüşmekte olduğu sanrısıdır; ancak toplumda nadir görülür. Çoğunlukla, edebiyat ve televizyonun etkisiyle bu hayvan kurt olsa da, kişiler kurbağa, kedi, at, kuş, arı gibi çok farklı hayvanlara dönüştüklerini de düşünebilirler.

 

İlginizi çekebilir: Neden ve nasıl gerçekleştiği henüz açıklanamamış 10 akıl oyunu

 

Kaynaklar:
Spring
Bilim Fili

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

‘Evdeki herkes barista’: Bosch VeroBarista ile kahve deneyiminizi zirveye taşıyın

Kahve, şüphesiz ki pek çoğumuz için lezzetli bir içecekten çok daha fazlası; adeta bir tutku, bir ritüel… Sabahın ilk ışıklarında enerji veren, gün içindeki küçük molalarda kendimizi şımartmamızı sağlayan, bazense sohbetlerin tadını ikiye katlayan en keyifli eşlikçi. O yüzden günün farklı anlarını, farklı kahvelerle taçlandırmak gibisi yok; ne de olsa her anın kendine has bir kahvesi var. Güne enerjik bir başlangıç yapmak için yoğun aromalı bir americano ya da gün içinde en sevdiğimiz tatlının yanında yumuşak içimli bir cappuccino en iyi seçim olabilir.



Peki ya bu seçimlerimizi evde barista ustalığıyla hazırlayabilir miyiz? Elbette. Bosch Tam Otomatik Kahve Makinesi VeroBarista ile günün her anına ve her damak tadına uygun lezzetli kahveler hazırlamak mümkün; çünkü VeroBarista ile evdeki herkes barista. Her fincanınızı ustalık eserine dönüştürmeye hazırsanız, işte VeroBarista ile yapabilecekleriniz:

Kahve çekirdeklerini dilediğiniz gibi öğütebilirsiniz

Barista ustalığında lezzetli kahveler hazırlayabilmenin ilk adımı, kahve çekirdeklerini doğru bir şekilde öğütmekten ve tazeliği korumaktan geçiyor. Güzel haber; VeroBarista tüm bunları sizin için yapıyor. CreamDrive, yüksek kaliteli seramik kahve öğütme ünitesi ve özel aroma koruyucu çekirdek haznesi ile günün her saati taze çekilmiş kahve çekirdekleriniz hazır.

Üstelik çekirdek öğütme inceliğini de dilediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Arka arkaya iki öğütme ve ısıtma sayesinde ekstra güçlü kahvenizi tadı daha az acı olacak şekilde hazırlayabilirsiniz. AromaDouble Shot Fonksiyonu ile kahve aromasından ödün vermeden ekstra yoğun kahveler hazırlamak da mümkün. E bir barista daha ne ister, öyle değil mi?

Farklı anları, farklı kahve çeşitleriyle taçlandırabilirsiniz

Taze çekilmiş kahve çekirdeklerinin mis kokusunun yanı sıra kahve hazırlamanın en güzel yanlarından biri de hiç şüphesiz her damak zevkine uygun farklı seçenekler yapabilmek. Sert tatları sevenler, yumuşak içim tercih edenler ya da daha eğlenceli köpüklü bir şeyler arayanlar… VeroBarista’da herkes için bir şeyler var. Cappuccino, flat white, latte macchiato, sütlü kahve, OneTouch Function ile hepsini tek tuşla hazırlayabilirsiniz. Dahası, yoğun tatları seviyorsanız americanonuz da VeroBarista ile hazır.

Belirtmekte fayda var ki; bir barista ustalığında kahve hazırlayabilmek için özellikle sütlü kahvelerde doğru lezzeti yakalayabilmenin en önemli sırrı sütün sıcaklığını ve kıvamını doğru ayarlayabilmek. Neyse ki VeroBarista, ideal demleme sıcaklığı konusunda tam bir usta. Sütlü kahvelerde bile mükemmel sıcaklığı yakalıyor, süt köpüğü ve sıcak su hazırlama seçenekleri ile her kahve türünü lezzetten ödün vermeden hazırlıyor. Ayrıca sütlü kahveleriniz için de hortumlu süt adaptörü sayesinde esnek çözümler sunuyor. İster kutudan, ister şişeden, ister kendi termosundan süt alın, VeroBarista ile sonuç hep aynı; hep mükemmel.



Kişisel tercihlerinizi kaydedebilirsiniz

Geçek bir barista kahve hazırlarken mutlaka kişisel dokunuşlarıyla fark yaratır; VeroBarista da evdeki herkesin kendi ‘barista’ dokunuşunu ekleyebilmesi için kişiselleştirilmiş tercihlere göre 4 adede kadar favori kahve kaydedebilme özelliğine sahip. Böylece her yudumda tam da istediğiniz gibi bir lezzete kavuşabilirsiniz. Ayrıca evinizde baristalığı başkasına devretmeniz gereken anlarda da kahvenizin yine tam istediğiniz gibi hazırlanacağından da emin olabilirsiniz 🙂 Sıfır risk, bol lezzet…

En sevdiğiniz kahveyi, en sevdiğiniz fincanda içebilmeniz için de VeroBarista üstüne düşeni yapıyor ve yüksekliği ayarlanabilir kahve çıkışı sayesinde 15 cm yüksekliğe kadar ayarlanabiliyor. En uzun latte macchiato bardaklarınızı bile rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Zamandan ve enerjiden tasarruf edebilirsiniz

Kahve hazırlarken lezzet kadar önemli bir şey daha varsa; o da şüphesiz ki zamandan ve enerjiden tasarruf edebilmek. VeroBarista, minimum ısınma süresiyle 45 saniye gibi çok kısa bir zamanda kahvenizi hazır hale getiriyor. Ayrıca her kahveden sonra autoMilkClean süt temizleme sistemi ile tam otomatik temizlik sunuyor ve kolayca çıkartılabilir damlama tepsisi, kahve posası kabı ve süt ağızlıkları bulaşık makinesinde yıkanabiliyor. Yani kahve keyfiniz bittiğinde sizi temizlikle hiç yormuyor. Ve son olarak ZeroEnergy Auto-off otomatik kapanma özelliği ile belirlenen saatten sonra enerji tasarrufu yapmak için kapanıyor, sizi düşündüğü kadar çevreyi de düşünüyor. Kim hem çok lezzetli kahveler yapan hem de akıllı özellikleriyle kahve hazırlamayı mükemmel bir deneyime dönüştüren böylesi bir yardımcıyı evinde istemez ki?

Siz de evinizin baristası olmaya hazırsanız, en lezzetli kahveleri kendi damak tadınıza göre ayarlamak ve her defasında mükemmel sonuçlar elde etmek için hemen tıklayabilir, VeroBarista ile tanışabilirsiniz.

*Bu yazı Bosch katkılarıyla hazırlanmıştır.





21 Günde Ustalaş: Hayatınızı dönüştürmenin kısa rehberi

Günümüz dünyasında insanlar hızlı ve etkili çözümler ararken, uzun vadeli değişikliklerin ne kadar süre gerektirdiği sorusu akıllarda yer ediyor. Araştırmalar, bir alışkanlık kazanmanın 21 günlük bir süreç olduğunu belirtiyor. Bu gerçek, “21 Günde Ustalaş” serisini şekillendiren temel düşünce. Omega Yayınları’nın yayımladığı ve Marie-Claire Carlyle, Leon Nacson ve David A. Phillips gibi alanında prestijli yazarların katkıda bulunduğu seri, hayatın farklı alanlarında bir dönüşüm yaşamak isteyen okurlara kısa ama derinlemesine bir yolculuk sunuyor. Peki, bu serinin her kitabı, okura nasıl dokunuyor? Gelin, seriye birlikte göz atalım.



Marie-Claire Carlyle-Para Mıknatısı: Zenginliğe Giden Yolda Bir Yol Haritası

Serinin ilk kitabı olan Para Mıknatısı, parayla olan ilişkimize yeni bir perspektif getiriyor. Carlyle, paranın sadece maddi bir unsur olmadığını, aynı zamanda kişisel değerimizin ve başkalarına sunduğumuz katkının bir yansıması olduğunu öne sürüyor. Kitap, okuyucuları “zengin” olmanın ötesine taşıyarak, yaşamlarında gerçekten neye değer verdiklerini sorgulamalarına yardımcı oluyor. Paranın bir enerji olduğu fikri üzerine kurulu bu kitap, hayata daha fazla refah çekmek isteyenler için önemli adımlar sunuyor. Okur, mevcut finansal alışkanlıklarını gözden geçirmeye ve “para mıknatısı” olma yolunda ilerlemeye davet ediliyor. Carlyle’ın dili basit ama etkileyici. Kitap, “Paranın Değeri” ve “Niyet Etmenin Gücü” gibi bölümlerle, paraya olan bakış açınızı tamamen değiştirebilir. Ancak bu kitap, sadece bir kişisel gelişim kitabı değil; alışkanlıkları kökten dönüştürmek isteyen herkes için bir rehber niteliğinde. Para ve refah konusunda mevcut düşünce kalıplarını yıkmak isteyen okurlar için güçlü bir başlangıç noktası sunuyor.

Leon Nacson-Rüyalar: Bilinçaltınızı Keşfetmek İçin Bir Araç

Serinin ikinci kitabı olan Rüyalar, sadece uyku sırasında yaşadığımız olayların ötesinde, bilinçaltımızın derinlerine bir yolculuk yapmamıza yardımcı oluyor. Nacson, rüyaların anlamını çözebilmek için onları hatırlamanın önemini vurgularken, okuyuculara kendi rüya günlüğünü tutmanın faydalarından bahsediyor. Modern yaşamın karmaşasında, rüyalarla ilgili sembollerin ve temaların nasıl çözüleceğine dair pratik bilgiler sunuyor. Kitap, rüya yorumlamada bireysel deneyime önem vererek okuyucunun kendi rüyalarının dilini öğrenmesini sağlıyor. Rüyaların sembolizmi üzerine yoğunlaşan bölümler, okurun bilinçaltına dair ipuçlarını yakalamasını kolaylaştırıyor. “Düşmek, Uçmak ve Kovalanmak” gibi herkesin yaşamış olabileceği rüya temalarına açıklık getirirken, kişinin ruhsal yolculuğunda bir rehber olma niteliği taşıyor. Nacson, rüyaların günlük hayatımızdaki yansımalarına dikkat çekiyor; bu da kitabı okura bilinçaltıyla ilgili derin bir keşif fırsatı sunan önemli bir araç haline getiriyor.

David A. Phillips-Numeroloji: Sayıların Gizemli Dünyası

Üçüncü kitap Numeroloji ise, yaşamın derin sırlarını anlamak için sayıların gücüne odaklanıyor. Phillips, Pisagor’un öğretilerine dayanan bu kadim bilim dalını modern hayata uyarlayarak, insanların kendilerini ve çevrelerindekileri daha iyi anlamalarına yardımcı olmayı hedefliyor. Numeroloji, sadece kişilik analizi değil; aynı zamanda kariyer seçimleri, ilişkiler ve ruhsal gelişim açısından da rehberlik sunuyor. Phillips, kitabında sayılara dair teorik bilgilere ek olarak, gerçek dünyadan ünlü örnekler sunarak konuyu daha somut bir hale getiriyor. “Ruh Sayıları” ve “Adların Gücü” gibi bölümler, okurların kişisel yaşamlarına dair önemli çıkarımlar yapmasına olanak tanıyor. Numerolojiye ilgi duymayanlar bile, bu kitap sayesinde yaşamlarını yeni bir gözle değerlendirmeye başlayabilir.

21 Günlük Yolculuk: Alışkanlıklar ve Dönüşüm

Bu seri, alışkanlıkların nasıl şekillendiğine ve yaşamda yeniye yer açmanın neden önemli olduğuna dair kapsamlı bir rehber niteliğinde. Her kitap, 21 gün boyunca okuru derin bir içsel yolculuğa çıkarıyor ve bir yandan kısa süreli bir rehber gibi görünse de her birinin arkasında büyük bir felsefi altyapı bulunuyor. Para Mıknatısı, finansal refahın anahtarlarını sunarken; Rüyalar bilinçaltımızı çözmemize yardım ediyor ve Numeroloji kişisel potansiyelimizi anlamamıza kapı aralıyor. Bu serinin en büyük gücü, herkesin hayatında bir noktada değişiklik yapma ihtiyacını hissetmesi ve 21 gün boyunca süren bu küçük ama etkili adımların, büyük dönüşümlere yol açma potansiyelinde yatıyor. Her kitap, farklı bir tema etrafında dönse de ortak payda: Bireyin kendi gücünün farkına varmasını sağlamak ve bunu bir alışkanlığa dönüştürmek.



Sonuç olarak, “21 Günde Ustalaş” serisi, hayatta bir adım öne geçmek ve yeni bir başlangıç yapmak isteyenler için ilham verici bir çalışma. Her kitabın derinliği, okurun kendine dair yeni keşifler yapmasına olanak tanıyor. Seriyi okurken hem kişisel gelişiminize katkıda bulunacak hem de alışkanlıklarınızı yeniden gözden geçireceksiniz. Hayatta yeni bir sayfa açmak için siz de bu 21 günlük yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?

Bu yazı Deniz Poyraz tarafından kaleme alınmıştır.

İlginizi çekebilir: Yaratıcılık bir hayal mi? Yaratıcı olmak mümkün mü? İyi ama nasıl?





İlgili Makale